Biri çıkıp “Yahu ne olacak bu halimiz, baksanıza toplum olarak batıyoruz!” derse..

Bugün kendi coğrafyamıza şöyle bir göz attığımızda, karşımızda devasa problemlerin olduğunu görürüz. Ufalanmalar, tefessühler, bidatler, duyarsızlıklar, çelişkiler, gizli şirk ve nifaklar ve daha birçok sapmaları müşahede etmiş oluruz.
İslam ümmeti, tarih boyunca çeşitli bela ve musibetler yaşadı, dini sapmalar, dini değiştirmeye yönelik teşebbüsler ve daha birçok tehlikeler atlattı. Ancak hiç biri bu gün yaşadıklarımız kadar acı verici değildir.
Bugün yaşadıklarımız, İslam tarihinde eşine az rastlanır bir bozulmadır.

İnsanlar, adeta yeryüzündeki günlük işlerinde ve hayatın kendisiyle kaim olduğu tüm alanlarda, Allah’ı unuttular. Bir bakıma (hâşâ) Allahu Zülcelal’in ulûhiyeti gökyüzü ile sınırlandırılmış ve yeryüzündeki Rableri nefisleri olmuştur. Yani sureten bir Müslümanlık söz konusu.
Televizyonlarda her gün İslam’a hakaretler ediliyor! Ailecek izlediğimiz dizilerde, insanlar gayet rahat bir şekilde hem ‘elfazı küfrü’ (dinden çıkarıcı sözler) söyleyebiliyor hem de uygunsuz, müstehcen davranışlarda bulunabiliyorlar.

Edebiyatçılarımız edepten uzak, okumuşlarımız şuursuz, kadınlarımızın hayâ perdesi yırtılmış, gençlerimiz asaletsiz, bilim adamlarımız hedefsiz! İşte böyle bir toplum var ortada…
Neler var neler! Televizyonlara bazı sözde ilahiyatçılar çıkıp inanan insanların kafalarını bulandıran açıklamalarda bulunuyorlar. Bu yaptıkları açıklamaların nelere yol açacağını hiç düşünmezler. İnsanlar adeta neyin doğru, neyin eğri olduğunu karıştırmaya başladılar.

Şunu unutmamak lazım başımıza her ne geliyorsa bu “hevâi” hayatın neticesidir. Sünnetullah çerçevesinde işleyen bir mekanizmanın sonucudur başımıza gelenler. Yani elimizin kesbidir. Bir toplum, özündeki güzellikleri değiştirirse Allah da onların durumunu değiştirir.

Biri çıkıp “Yahu ne olacak bu halimiz, baksanıza toplum olarak batıyoruz!” derse buna verilecek cevap şu olsa gerek: “El ceza’u min cinsi’l amel” yani “amelimizin cinsinden olan ceza” demek doğru olur.

Maalesef durumumuzun vahametinin farkında değiliz. Her gün cinnet haberleriyle irkiliyoruz. Adam öldürmeler, kaçırmalar, delirenler, ırza geçmeler, ihanetler, şenaatler, günlük hayatımızda sıradan olaylar haline geldi. Yani içinde bulunduğumuz cemiyet gemisi batmaya yüz tutmuş.

Kimse çıkıp bu hali sorgulamıyor: “Biz bu hale nasıl geldik, bu durumlara nasıl düştük?” demiyor.

Dindar dediğimiz İslami kesimin de durumu pek iç açıcı değil. Zenginler zevkü sefaya düşmüş, fakir fukaradan haberleri yok. Geçenlerde, gazetelerde şöyle bir haber okumuştum; Müslüman bir zengin hem de sakallı, yatak odasına akasya ağacı koydurmuş. Mobilyalarını da İtalya’dan getirtmiş. Şu hale bakın!…

Tasavvuf ehli Müslümanlar?… Bölük pörçük olmuş ve her camianın farklı duyarlılıkları, olaylara farklı yaklaşım şeklileri var.

Netice itibarı ile herkes yeniden şunu düşünmeli: “Biz Müslüman mıyız?” İlk Müslümanlar İslam’ı nasıl algıladılar ve bugün biz onu nasıl algılıyoruz? Avam insanlar olarak bunu iyice düşünmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: