RAMAZANA HAZIR MIYIZ??‏

                1003258_10151686547441422_1669194636_n

RAMAZANA HAZIR MIYIZ??

“Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır. Cehennemin kapıları kapanır. Ramazan’da şeytanlar zincire vurulur.” Hz. Muhammed (sas)

Bir imkan ayıdır Ramazan Mekana değer veren içinde bulunan eşya ve kişiler olduğu gibi zamana değer katan da Allah’ın ona verdiği önem ve zamanda meydana gelen olaylardır.

Bu anlamda Cenab-ı Hak kamerî ayların üçüne diğerlerinden daha fazla sevap kazanma imkanı koymuş ve zamanda diğerlerinden üstün tutmuştur. Bu aylara ‘üç aylar’ diyoruz. Üç ayların ilki Recep, ikincisi Şaban ayıydı. Bunları hakkını vererek veya veremeyerek geçirdik. Artık onları geri getirme imkanımız yok.

Şimdi sırada iyi değerlendirmemiz gereken manevî hayatımız adına çok önemli bir ay var: Ramazan. Rabbimiz Kur’an’da, Efendimiz de (sas) hadislerinde bu aya özel bir önem vermişlerdir. O, içinde Kur’an’ın inmeye başladığı, müminlerin orucu, teravihi, fitre ve zekatıyla kulluk adına zirveye çıktığı, yardımlaşmanın diğer zamanlara göre daha fazla olduğu bir aydır.

Allah Rasulü istifade edebilenler için Ramazan’ın bir imkan ayı olduğunu anlatır. Zira o zaman müminin işi kolaylaşmaktadır. Çünkü bu ayda şeytanın, nefis düşmanına yardımı azalıyor.

Bunu Efendimiz (sas) bir hadisleriyle şöyle ifade ederler: “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır. Cehennemin kapıları kapanır. Ramazan’da şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Savm 5; Müslim, Sıyam 2) Efendimiz ashabını Ramazan’a hazırlıyor Efendimiz’in “Selman benim aile halkımdandır” buyurduğu Selman-ı Farisî’nin rivayet ettiği, Ramazan ayıyla alakalı bir hadis vardır. Bu hadise göre Allah Rasulü (sas) Şaban ayının son gününde ashabını toplamış ve onlara önemli bilgiler içeren bir hutbe okumuştur. Efendimiz bu hutbesinde Ramazan ayının müminin hayatında nasıl bir yeri olduğunu/olması gerektiğini çok açık ve net olarak anlatıyorlar. Hz. Selman’ın anlattığına göre Efendimiz Şaban ayının son günü bir hutbe okumuş ve bu hutbesinde ashabına şöyle seslenmiştir: “Ey İnsanlar! İçinde bin aydan daha hayırlı bir gece Kadir Gecesi bulunan büyük ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu öyle bir aydır ki, Allah onun gündüzlerinde oruç tutmayı farz; gecelerini de namazla ikâme etmeyi nâfile kılmıştır. Kim bu ay içinde bir ibadet veya iyilik yaparsa diğer aylarda bir farz işlemiş sevabı alır. Kim farz bir ibadet yaparsa, diğer aylarda yetmiş farz işlemiş sevabı alır. O, sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise cennet olarak verilir. O, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ay müminin rızkı artırılır. Her kim bu Ramazan ayında bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden azat olup kurtulmasına vesile olur. İftar ettirdiği kişinin sevabından hiç eksiltilmeden onun sevabı kadar da iftar yemeği verene yazılır.”

Allah Rasulü (sas) orucun ve oruçluyu iftara davet etmenin önemini bu şekilde anlatmaya devam ederken sahabiler, “Ey Allah’ın Rasulü, hepimiz iftar yemeği verecek güç ve zenginlikte değiliz.” dediler. Bunun üzerine Efendimiz sadece mükellef sofraların değil, fakir sofra sahiplerinin de karşılığını alacaklarını söyleyerek şöyle buyurdu: “Allah bu sevabı, bir hurma, bir yudum su ve bir miktar süt ile iftar yaptıranlara da verecektir.” Bu soruya cevap verdikten sonra Peygamberimiz anlatmaya devam etti. “Ramazan ayının başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluştur. Bu ayda her kim hizmetçisine kolaylık sağlarsa Allah da onu bağışlar ve cehennemden azat eder.

Öyleyse bu ayda dört şeyi bolca yapın.
1. Kelime-i şehadeti çokça söyleyin
2. Bol bol tevbe ve istiğfar edin
3. Allah’tan cenneti isteyin
4. Cehennemden Allah’a sığının Kim oruçlu bir insana su verirse Allah ona benim havuzumdan öyle bir su içirecektir ki o, cennete gidinceye kadar asla bir daha susuzluk duymayacaktır.” (Münzirî, 2/94)

Ramazan ve oruç bilgilerimizi tazeleyelim Her ibadetin kendine göre kavramları ve kuralları vardır. Bu kavramları bilmek ibadetimizin daha anlamlı olmasını sağlayacaktır. Ramazan: Alimlerimiz kelimenin anlamının ne olduğunu açıklamışlardır. Kelimenin bir manası ‘sonbahar yağmuru’dur. Ramazan ayı ve oruç, sonbahar yağmurunun etraftaki tozları ve pislikleri götürüp temizlediği gibi günah kirlerini götürüp kalbimizi temizler. Ramazan kelimesinin ‘ramad’ kelimesinden türediği de düşünülmüştür ki, bu da güneşin ısısından taşların yanıp kızması manasına gelir. İşte mümin de oruçla böyle yanar kavrulur ve günahları eriyip gider. Oruç: İmsak vaktinden (ikinci fecir) akşam güneş batıncaya kadar hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsel münasebette bulunmamaktır. İmsak: Kendini tutmak, engellemek manasına gelen imsak, oruçlu olan insanın orucu bozan şeyleri yapmamaya başlaması gereken zamandır. İmsak vaktinde tan yeri ağarmaya başlar. Bu vakitten sonra yatsı namazı kılınmaz. İmsakla beraber artık oruç başlamıştır. Sahur: Oruç tutmak için gecenin imsaktan önceki vaktinde yenen yemeğe sahur denir. Efendimiz bir hadislerinde “Sahura kalkıp sahur yemeği yiyin. Zira sahurda bereket vardır.” (Buhari, Savm 20; Müslim, Sıyam 45) buyuruyorlar. İftar Orucun bitirilmesi gereken vakittir. Bu da akşam güneşin batmasıyla olur. Akşam namazını bildirmek üzere okunan ezan aynı zamanda iftar vaktini de bildirmektedir. Akşam ezanı okununca geciktirmeden iftar yapılmalıdır. Bir hadis, iftarda acele edilmesi gerektiğini şu şekilde ifade eder: “İnsanlar iftarı yapmakta acele ettikleri sürece, hayır üzere devam etmiş olurlar.” (Buhari, Savm 45) Teravih

Teravih Ramazan ayına ait hususi bir namazdır. Buna kitabî bir ifade olmasa bile sadece Ramazan’a has olması sebebiyle “Ramazan ibadeti” de diyebiliriz. Fidye Sürekli bulunan bir hastalıktan veya yaşlılıktan dolayı oruç tutamayan kimselerin tutmaları gereken her gün için bir fakiri doyuracak miktarda tasaddukta bulunmalarına fidye denir. Fidye iyileşmesi mümkün olmayan hastalar ve çok yaşlı kimseler için bir ibadet sevabına ortak olma vesilesidir. Fitre Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların Ramazan bayramına ulaşmalarının bir şükrü olarak yerine getirmeleri gereken bir ibadettir. Buna fıtır sadakası da denmektedir. Aile reisi bütün aile fertleri adına, fakirlerin de bayrama aynı toplumun bir ferdi olarak kavuşması ve sevinmesi için fitreyi verir. Fitrede ölçüler vardır ve bu ölçüler müftülüklerce açıklanmaktadır. Bununla beraber bu ölçülerin ötesinde Müslüman’ın, normal bir insanın bir günlük yiyeceği miktarda fitre vermesi en uygun olandır.

İ’tikaf Ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle bir insanın, belli kurallara uyarak bir mescitte inzivaya çekilmesidir. Allah Rasulü (sas) Medine’ye hicretten sonra Ramazan’ın son on gününü i’tikafta geçirirdi. Bazı alimler bir saat bile i’tikaf yapılabileceğini söylerler. Önemli olan insanın, hayatın bunca telaşesi içinde belli bir süre de olsa Rabbiyle baş başa kalması ve kendini dünyadan soyutlayarak ibadete vermesidir. Kaza Hiç tutulmamış veya tutulmaya başlandıktan sonra bozulan bir orucu Ramazan’dan sonra günü gününe tutmaktır. Keffaret Ramazan orucunu kasten bozan kimsenin bir günlük Ramazan orucu yerine, ceza olarak peşi peşine iki ay oruç tutmasıdır. Keffaret, orucu tutmamanın değil; tutulan orucu kasten bozmanın cezasıdır. Oruçlunun dikkat etmesi gereken durumlar Başlanmış olan orucu bilerek bozmanın dünyevi bir karşılığı olarak keffaret orucu cezası vardır. Keffaret orucu iki ay, ara vermeden tutulur. Bu, oruç tutmamanın değil, orucu bile bile kasten bozmanın bir cezasıdır. Ramazan’da bile bile yemek yiyip bir şeyler içmek ve cinsel ilişkide bulunmak orucu bozduğu gibi keffaret gerektirir. Bu keffaretin peşi peşine olması şarttır. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir şey yiyip içme ve cinsel ilişkide bulunmayla, bu kapsamda değerlendirilen şeyler orucu bozar. Bunlar bilinçli ve kasten olursa orucu bozdukları gibi keffaret gerektirirler. Ancak unutarak bunları yapan bir kimse, ne yaptığının farkına vardığı an bunları terk ederse orucu bozulmayacağı için kaza ve keffaret orucu tutmasına gerek yoktur.

İlmihallerdeki bilgiler ışığında orucu bozan durumlar Beslenme amacı taşımayan, yenip içilmesi normal olmayan ve normal insanın fıtraten yiyip içmek istemeyeceği şeyleri alması durumunda oruç bozulur, fakat keffaret yerine sadece kaza orucu tutması gerekir. Bunların bir kısmı şöyledir. 1- Çiğ pirinç gibi, çiğ olarak yenmesi âdet olmayan şeyleri yemek 2- Katkısız un ve hamur yemek 3- Taş, toprak, altın, demir gibi cisimleri yutmak 4- Kabuğuyla beraber yenmeyen, fındık, ceviz ve badem gibi şeyleri yemek 5- Boğaza kaçan, yağmur, kar ve doluyu istemeyerek yutmak. 6- Abdest alırken genze ve boğaza hatayla su kaçırmak 7- Uyurken kendi kendine veya başkası tarafından bir şey yiyip içmek, mesela, boğazına su dökülmesi de orucu bozar; keffaret gerektirmez. 8- Kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak 9- Sahurdan dişleri arasında kalan nohut tanesi büyüklüğünde olan bir şeyi yutmak 10- Eşine sarılıp öperken meni gelmesi de orucu bozar.

Genel olarak orucun manası Allah rızası için beslenme, tat ve keyif alma isteğinin bir sonucu olarak yapılan yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmaktan uzak durmak, yani nefsi, istek, iştah ve şehvet duyduğu şeylerden uzak tutmak olunca, nefse bu hazlarını veren şeylerin orucu bozduğu açıktır. Bunların belli başlı olanlarını sıraladıktan sonra herkesin kendi durumunu gözden geçirmesini, yaptığı işlerde bu duyguların yerinin ne olduğunu kendisinin gözden geçirmesini ve orucu manasına uygun olarak tutmaya çalışmasını söylemek gerekiyor.

Orucu bozmayan şeyler Bazı durumlar vardır ki, insan orucunun bozulduğunu zannedebilir. Ancak bu durumlarda oruç bozulmaz. 1. Unutarak az veya çok bir şey yemek ve cinsel ilişkide bulunmak. İnsan unutarak karnını doyursa sonra da çay içerken aklına oruçlu olduğu gelse, çayını hemen bırakır ve orucuna devam eder. Bu kişinin orucu bozulmadığı için ne kaza ne de keffaret gerekir. 2. İstemeyerek kusmak orucu bozmaz. 3. Abdestte ağza su alındıktan sonra kalan az bir yaşlığı tükürük ile yutmak orucu bozmaz. 4. Boğaza bir sineğin kaçması gibi yenilmesi kastedilmeyen ve kaçınmanın da mümkün olmadığı şeyler orucu bozmaz. 5. İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen bir krem, koku veya vücudun soğukluğunu hissettiği su orucu bozmaz. 6. Baştaki veya karındaki bir yaraya konulup yaranın ıslaklığı ile damağa veya boşluğa gitmeyen bir ilaçtan dolayı oruç bozulmaz.

İFTAR DUASI

Dua bir kulluk göstergesi olduğu gibi, orucu açarken de dua edilmesi önemli bir sünnettir. Herkes duasını istediği gibi yapabilir ve içini en samimi şekilde Allah’a açabilir; ama biz, çoğu kimsenin ezbere bildiği muhtevası güzel örnek bir dua veriyoruz:

“Allahümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme’l-ğadi min şehri ramazâne neveytü, fağfir lî ma kaddemtü ve mâ ahhartü” Bu duanın “ve savme’l-ğadi min şehri ramazâne neveytü” kısmı son gün söylenmez.

Duanın manası şu şekildedir:

“Allahım! Senin rızanı kazanmak için oruç tuttum, Sana inandım ve güvendim, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarınki Ramazan orucuna da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla Allahım!”

Merak edilen sorulara cevaplar

Ramazan orucuna niyet şart mıdır ve ne zaman niyet edilmelidir?

Bütün ibadetlerde olduğu gibi oruçta da niyet şarttır. Ancak niyetin mutlaka sözle yapılması gerekir diye bir şart yoktur. Niyet, insanın bir işi veya ibadeti yapmaya gönülden karar vermesidir. Yarın oruç tutacağını bilmek ve bunu içinden geçirmek oruç için niyettir. Ramazan orucuna akşamdan itibaren ertesi günü kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Esasen sahura kalkmak da niyet yerine geçer. Ama sözlü bir niyet de ibadetimizi daha iyi kavramak için yerinde olur. Şöyle niyet edebiliriz: “Niyet ettim Allah’ım Senin rızan için yarınki Ramazan orucunu tutmaya.” Kimler oruç tutmayabilir? Oruç İslam’ın beş temel esasından biridir. Akıl-bâliğ, mukîm (yolcu olmayan) ve gücü yeten Müslümanların Ramazan orucunu tutmaları farzdır. Diğer ibadetlerde olduğu gibi oruçta da muaf olma durumu geçerlidir. Bir kimsenin oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa bu kimse oruç tutmayabilir veya önceden başladığı orucu bozabilir. Yolculuk hali Ramazan’da yolculuğa çıkan kimselerin oruçlarını sonraya bırakmaları câizdir. Fakat imkan varsa tutmak daha faziletli kabul edilmiştir. Baskı varsa Orucunu bozmadığı takdirde dövülmek, yaralanmak veya öldürülmekle tehdit edilen bir kimse de oruç tutmayabilir. Hamile hanımlar Oruç tuttuğu takdirde kendisine yahut çocuğuna bir zarar geleceğinden endişe eden hâmile veya emzikli kadın, orucunu tutmayıp sonradan kazâ eder. Sağlığı elvermeyenler Açlık ve susuzluktan dolayı helâk olacağından veya aklî muvazenesinin bozulacağından korkan kimse orucunu bozabilir. Yaşlı insanlar Düşkün ve çok yaşlı kimselerin de oruç tutmamaları caizdir. Bunlar sonradan da oruçlarını tutamazlarsa ‘fidye’ verebilirler.

Orucu bozulan veya oruç tutamayan kimseler nasıl davranmalı?

Oruç tutamayan veya oruçları bozulmuş kimselerin, durumlarını bilmeyen insanları sui zanna sevk etmemek için herkesin içinde açıkça yiyip içmemeleri İslam’ın genel prensiplerine daha uygundur. Aşı ve iğneler orucu bozar mı? Çiçek aşısı gibi deri üzerinden yapılan aşılamalar, orucu bozmaz. Çünkü deri vücudun dış kısmındadır. İğneyle vücudun içine ilâç ve su gibi maddeler enjekte edilirse oruç bozulur. Dinimiz, hasta ve tedavi sürecinde olan kişilerin oruç tutmamalarına izin vermektedir. Bu nedenle, tedavisi devam eden kimseler, sağlıklarına kavuşup, tedavileri tamamlanıncaya kadar oruçlarını erteleyebilirler. Bununla birlikte, Ramazan ayında herkesle birlikte oruca devam etmeyi arzu ediyorlar ve oruç tutmalarına başka bir engelleri de bulunmuyorsa, iğnelerini iftardan sonra yaptırmaları yerinde olur.

Sahurda “daha vakit var” diye yemeye devam eden kişi sonradan vaktin dolmuş olduğunu kesin olarak öğrenirse bu kimsenin orucu olur mu?

Henüz vakit olduğunu düşünerek sahur yemeğini yemeye devam eden kimse eğer vakit dolduktan sonra yemeye devam ettiğini öğrenirse o günkü orucunu kaza etmesi gerekir.

Güneş battı, akşam oldu zannederek iftar yapanın durumu nedir?
Güneşin battığı zannıyla iftar eden kimse, sonradan güneş batmadan evvel iftar ettiğinin farkına varırsa orucu bozulur ve kaza yapması gerekir.

Oruçluyken kan alma ve vermenin hükmü nedir?

Hastalık sebebiyle kişinin vücuduna dışardan kan alması aynen ilaç olması gibidir. Dolayısıyla orucu bozulur. Fakat kan vermek orucu bozmaz.

Parfüm, kolonya gibi kokuları sürünmek ve koklamak orucu bozar mı?

Vücuda gıda ve ilaç olmayan bu tür kokular orucu bozmamakla beraber kullanılmamaları daha uygundur.

Oruçlu bir kimse abdest alırken boğazına hataen su kaçırırsa bu kimsenin orucu bozulur mu?

Hataen bir şey yemek ve içmek orucu bozar ve kaza gerektirir.

Birinin unutarak yiyip içtiğini görenin ne yapması lazımdır?

Ramazan ayında oruç tuttuğunu iyi bildiğimiz bir insanı yemek yerken görebiliriz. İslam alimleri bu durumda yapılması gerekenin o kişinin durumuna göre değişmesi gerektiğini söylerler. Eğer yiyip içen adam, güçsüz, zayıf ve ihtiyar birisi ise, ona oruçlu olduğunu hatırlatmamak daha iyidir. Zira bu, Allah’ın, o kimsenin zayıflık ve güçsüzlüğüne merhameten bir ikramı ve rızkıdır. Unutarak yiyip içen kimse güçlü, kuvvetli biri ise, ona hemen hatırlatılmalıdır.

Gusül abdesti alması gerektiği halde bunu imsaktan sonraya bırakanın orucu caiz olur mu?

Oruca niyetli kimsenin cünüp olarak imsâk vaktine girmesi orucuna zarar vermez. Banyo yapması gereken kimse banyo yaptığı zaman sahur yapamayacak durumdaysa banyoyu daha sonraya bırakabilir. Fakat daha önceden yıkanmak mümkün olduğu halde yıkanmadan sabahlamak mekruh kabul edilmiştir.

Susuz olarak alınan hap orucu bozar mı?

İçilen hap ister suyla ister susuz olsun orucu bozar.

Oruçlunun yapması hoş karşılanmayan mekruh şeyler nelerdir?

1 – Oruçlu kimsenin macun sürülmüş bir fırçayla dişlerini fırçalaması orucunu bozmamakla beraber sakınılması gereken bir durumdur.
2 – Oruçlu kimsenin, bir şeyin tadına bakması mekruhtur. Ancak kocası çok titiz ve huysuz olan kadınlar boğazlarına kaçırmamak şartıyla yemeğin tadına, tuzuna bakabilirler.
3 – Kan aldırma oruçluyu orucunu tutamayacak kadar zayıf düşürecekse mekruhtur. Böyle bir durum söz konusu değilse câiz olur.
4 – Nefsine güvenemeyen kimsenin hanımını öpüp okşaması da mekruhtur.
5 – Tükürüğü ağzında biriktirip yutmak da orucun mekruhlarındandır.

Hamile kadın oruç tutarken kusarsa orucu bozulur mu?

Hamile olsun veya olmasın kendi isteği ve iradesi dışında az veya çok kusan kimse şayet kustuğunu geri yutmazsa orucu bozulmaz. Fakat kendi iradesiyle ağız dolusu kusan kimsenin orucu bozulur.

Oruçluyken göze ve buruna damlatılan ilaçların durumu nedir?

İlaç kullanma hususunda dikkatli olunmalı. Zira genze ulaşan sıvıların boğaza ve mideye gitmesini engellemek mümkün değildir. Bu sebeple boğaza ulaşan sıvılar orucu bozar. Buruna damlatılan ilaç orucu bozar, göze damlatılan bozmaz. Astımlı hastaların spreyi orucu bozar mı? Astımlı hastaların kullandıkları sprey hayati bir ilaç olduğundan ve burada kullanılan zerreler akciğerden öteye gitmediğinden orucu bozmaz

–Osman KARYAĞDI—

Reklamlar

One response to this post.

  1. 11 ayın sultanı ramazan tekrar kapımızı çalmaya geliyor. Bu ayda ALLAH (C.C) oruç tutanlara rahmet kapılarını sonsuza kadar açmaktadır. Bizde bu güzel ayda ALLAH’ın bize sunmuş olduğu nimetlerden bir ay boyunca feragat edip ALLAH’a olan kulluk görevimizi yerine getirmeliyiz.

    Tabi bu görevi yerine getirirken bazı tedbirleri de almak gerektiğini de unutmamalıyız.

    Ramazan’da aç kalınan sürenin uzunluğu ve havanın sıcak olması, beslenme açısından bazı konulara dikkat etmeyi gerektiriyor.

    Özellikle sıcak havalarda sıvı tüketimi çok önemli. Oruç tutan kişilerin iftar ve sahur yiyeceklerini hafif ve sulu yemekler olarak düzenlemesi, iftar ve sahur arası sıvı tüketimine özen göstermesi gerektiğini söyleyen Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Görgülü, sıcak havalarda oruç tutarken sağlıklı kalmak için şu önerilerde bulundu.

    SICAK DIŞARI ÇIKMAMAYA ÖZEN GÖSTERİN

    Sıcak havalarda gerek terleme ile gerekse vücuttan buharlaşma yolu ile sıvı kaybının artması daha çok sıvı alımını gerektirmektedir. Oruç tutan kişiler, eğer bir zorunluluk yok ise, çok sıcak havalarda dışarıya çıkmamaya özen göstermelidirler. Eğer dışarı çıkılacaksa sabah erken ya da akşamüstü saatler tercih edilmelidir.

    Açık havada çalışan oruçlu kişilerin doğrudan güneş ışığından kaçınmaları, özellikle bol ve açık renk giysiler tercih etmeleri önerilir. Yaz mevsiminde çok kalabalık ve sıcak ortamlarda bulunmak hem sıvı kaybı; hem de kan şekerinde düşme gibi durumlar yaratacağından bu konuya da dikkat etmek gerekmektedir.

    AÇIK HAVADA ÇALIŞIYORSANIZ GÖLGEDE MOLA VERİN

    Yaz aylarında özellikle açık havada çalışan ağır işçilerin mutlaka sahura kalkarak sıvı almaları, dengeli beslenmeleri gerekmektedir. Güneşin dik olduğu öğle vakitlerinde ve her 1-2 saatte bir mola verilip dinlenilmesi, gölge ve serin bir bölgede bulunulması çok önemlidir. Çok sıcak ve bunaltıcı durumlarda hafif serin duş alınması ferahlatıcı etkiye sahiptir.

    BAYILMA RİSKİNE DİKKAT!

    Oruç tutulan dönemde sıvı kaybına dikkat edilmezse, halsizlik, kas krampları, çarpıntı, ateş çıkması gibi bulgular oluşur, daha fazla su kayıplarında tansiyon düşmesi ve bayılma gözlenebilir. Sıvı kaybı ile birlikte direkt güneş ışığına maruz kalma olursa sıcak çarpması tablosu da gelişebilir.

    İFTER YEMEĞİNE KAHVALTILIK İLE BAŞLAYIN

    Yaz aylarında oruç tutarken yemeklerimize de özellikle dikkat etmek gerekmektedir. İftarda bir kerede çok miktarda yemek yememeli, yağlı, baharatlı, tuzlu ve soslu yemeklerden kaçınılmalıdır. İftarda oruç hafif sulu yiyeceklerle ve kahvaltılık benzeri yiyeceklerle açılmalı ve bir kerede çok miktarda yenilmemelidir. Onun yerine iftardan bir iki saat sonra yine bir miktar yenilmelidir. Yatmaya 1-2 saat kala bir meyve yenilmesi hem enerji bakımından hem de içerdiği sıvı miktarı bakımından önerilir.

    SAHURDA DA BOL SIVI TÜKETİN

    Sahura biraz erken kalkılıp sıvı besinler alınması, ağır yiyecekler yerine doyurucu ve hafif bitkisel kaynaklı besinler alınması gerekmektedir. Özellikle sahurda ağır hayvansal besinlerden uzak durulmalıdır. Bu tip besinlerden balık ve tavuk tercih edilmeli ızgara, haşlama ya da fırında pişirilerek iftar öğününde yenilmelidir.

    KRONİK HASTALIĞI OLANLARA DOKTOR KONTROLÜ ŞART

    Yaz aylarında oruç tutarken bazı hasta gruplarının da özel olarak dikkat etmesi gereken durumlar vardır. Yüksek tansiyon, kronik rahatsızlığı olan hastalar, kalp ve böbrek sorunu olan hastalar sıcak havalarda mutlaka doktorlarına danışarak oruç tutmalı; beslenme düzenlerinde büyük değişiklik yapmamalı ve ilaçlarını aksatmamalıdır.

    Sıcak hava ve sıvı kaybı nedeniyle bu tip hastaların genel durumlarında ve metabolik değerlerinde bozulma olabilir. Yine çok yaşlı kişilerinde sıvı kaybı ve sıcağa daha duyarlı oldukları unutulmamalıdır. Bu tip kişilerin oruç tutmaya başlamadan önce doktor kontrolünden geçmeleri önemli bir husustur.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: