İKİ YALNIZ BİR YASTIKTA‏

1607045_433573930102419_1388247548_n

Her genç kız ya da erkek evlenirken türlü hayallere dalar. Çoğu erkek için evlilik kurulu düzen, güler yüz, sınırsız anlayış ve hele de hayatı öğrenci yahut bekar evlerinde geçmiş ise sıcacık yemekler demektir. Kadınlar ise erkeklerin aksine daha duygusal yönden kurarlar hayallerini. Onlar için evlilik sınırsız paylaşım, sınırsız sürpriz, sınırsız güler yüz ve tabi ki her an beraberlik demek olur çoğu zaman. İstisnalar olsa da genel olarak beklentiler bu yönde olduğu için evlilik hayatında karşılanmayan her beklenti yeni bir hayal kırıklığını beraberinde getirir.
Çoğumuza tanıdıktır evli çiftlerin serzenişleri. Kadınlar çoğu zaman “Nişanlı iken beraber geçirdiğimiz her an ne kadar da kıymetli idi. Şimdi ne zaman birlikte bir şeyler yapalım desem ‘Çok yorgunum, zaten sürekli birlikteyiz ya’ diyor” şeklinde serzenişte bulunur. Erkekler ise “Eskiden ne kadar da güler yüzlü ve anlayışlı biriydi. Şimdi sürekli söyleniyor, her adımı birlikte atalım istiyor. Yoruluyoruz tüm gün işte yahu, beni biraz kendi halime bıraksa ya” diyerek memnuniyetsizliğini dile getirir.

Her ikisi de haklı ve yerinde olan bu şikayetlere bakıp “Evlenince ilişkinin ‘büyüsü’ bozuluyor” diyen bir kitle var olsa da işin özü esasında çok farklı bir yerde gizlidir. Sorun evliliğin hayalleri yıkması yahut aşkı öldürmesinde değil, eşlerin kendini doğru ifade edememesi ve beklentilerin doğru bir üslupla dile getirilememesindedir.

YANLIŞ ZAMANDA KURULAN DOĞRU CÜMLELER

Kadınların her alanda paylaşımcı bir role bürünmelerinin her işi yalnız yapmalarından kaynaklandığını, erkeklerin ise tam aksine tüm gün yaşanılan yoğunluğu yalnızlık ile izole etme çabasında olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver’e göre ilişkilerde adil olan paylaşım ancak her iki tarafın da durumu gözetilerek yapıldığında gerçekleşir. Yani esasında “Eskiden böyle miydi?” diye başlayan cümleleri kurma sebebi eşlerin yanlış yolu izlemesi oluyor. Kadınlar çoğu zaman –kendileri çalışmıyorsa- tüm gün yorulan eşleri eve gelir gelmez “Yemeği hazırlarken bari yardım et, tüm gün evin işi için koşuşturuyorum” diye söyleniyor. Erkekler ise “Zaten bütün gün yoruldum beni rahat bırak” diyerek karşısındakine yorulan yalnızca kendisiymiş gibi davranıyor. Halbuki biraz düşünüldüğünde, eşler şöyle durup bir soluk aldıklarında anlatılmak istenen ile anlaşılanın ne denli farklı olduğu da gözler önüne seriliyor. Ne erkek ne de kadın adilane bir beklentide olmadığı gibi doğru bir üslup da kullanmıyor.
İş paylaşımı konusunda eşlerinden yardım bekleyen kadınların pek çoğu esasında bunu birlikte vakit geçirmenin bir yolu olarak görüyor. Fakat söz konusu istek “yardım” adı altında talep edilince yorgun eşten de müspet bir yanıt alınamıyor. Aynı şekilde erkekler de yardım talebini geri çevirirken tüm günün yorgunluğunu atma kaygısında oluyorlar. Ama onlar da doğru cümleleri kuramadıkları için eşleri tarafından kadının emeğini görmezden gelen kimseler olarak algılanıyorlar. Tüm bu yanlış anlaşılmaların sonunda ise yuvada bir yalnızlık baş gösteriyor. Esasen birlikte olan eşler kendi kabuğuna çekilip kırgınlıkları ve kızgınlıkları ile mücadele ediyor. Ve bir süre sonra birbirini anlayışsızlıkla, vurdumduymazlıkla suçlayan eşler haline geliyorlar.

BERABER YAPILAN İŞLER MUHABBETİ ARTTIRIR

İş paylaşımının aynı zamanda birliktelikteki duygusal paylaşımı da arttırdığına vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver eşlerin iş paylaşımı ve beklentileri hakkında şunları söylüyor: “İş paylaşımı yapılırken, kadın ve erkeğin ev dışındaki sorumlulukları ve bunların üzerlerinde oluşturduğu yükler dikkate alınmalı. Erkek sabah karanlıkta evden çıkıp gece eve geliyor ve sadece bir gün tatil yapabiliyorsa evde kalan kadınla eşit iş paylaşımı yapılamaz. Ancak bazı durumlarda her iki eş de çok yoğun çalışabilmektedir. Adil olanı her iki kişinin taşıyabileceği bir yükün paylaşılmasıdır. İki tarafın da yapmaktan sıkıntı duyduğu işlerde olabildiğince eşit paylaşıma gayret edilebilir. Bazı durumlarda ise tarafların yapılan işle ilgili beklentileri tartışmaya ya da eşin o işi yapmamasına neden olabilir. Mesela kocasından salonu süpürmesini isteyen kadın ‘Hiç iyi olmamış, ne biçim temizlemişsin’ derse, koca zaten isteksizce yaptığı işi bırakabilir. Başka bir deyişle iki tarafın da esnek olması ve yapılan işlerin kalitesiyle ilgili beklentiyi düşük tutup, yıkıcı değil yapıcı eleştiride bulunması paylaşımları keyifli hale getirebilir.

Karı kocanın birlikte bulaşık makinesini boşaltması, çocuklarına banyo yaptırması ya da birlikte mutfak alışverişini yapması ve benzeri işler hem ikisinin birlikte vakit geçirmesini ve işlerin hızla tamamlanmasını sağlar hem de birbirlerinin yanında oldukları, yani hayatın her alanını gerçekten paylaştıkları hissini verir. Böylece taraflar kendilerini tek başına her işi yapan bir hizmetkar gibi değil de ortak hayat alanını düzenleyen bireyler gibi hissederler.”

Yani evliliğin her aşamasında olduğu gibi iş paylaşımı ve birbirine yardım hususunda da doğru üslubu ve zamanı bulmak oldukça önemlidir. Beklentiler doğru şekilde dile getirilir, eşlerin kendilerine ait bir alanlarının da var olması gerektiği unutulmaz ve beraberliğin muhabbeti artırdığı göz önünde tutulursa her iş tatlı, her yuva huzurlu olur. Yeter ki doğru zamanda ses vermeyi doğru zamanda da sus vermeyi bilelim. Ve istediğimizi eşimizin fıtratını göz ardı etmeden dile getirelim…

BEYLER EVDEKİ HANIMLARININ İŞLERİNİ KÜÇÜMSEMEMELİ

Özellikle ev hanımlarının tüm gün evin içinde olmaları ve yalnız kalmalarından dolayı beklentilerinin daha fazla olabileceğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver, eşleri çalışmayan erkeklerin çok daha duyarlı ve yapıcı olmaları gerektiğinin üzerinde duruyor ve ekliyor: “Ev hanımları çalışan kadından farklı olarak aslında evde hiçbir sosyal güvence ve emeklilik beklentisi olmadan çalışmaktadır. Ev hanımının yaptığı iş kazanç sağlamadığı gibi göze de gözükmez. Her gün tüketilir ve ertesi gün yeniden yapılır. Ev hanımlarının kocalarından beklentileri ev işlerinden daha çok çocuk bakımı ve duygusal paylaşım şeklinde olabilir. Evdeki kadının günde birkaç saat evle ilgili sorumluluklardan uzaklaşmaya ihtiyacı olması doğaldır. Eşinin ev hanımına böyle bir alanı oluşturabilmesi için destek olması önemlidir. Bu sayede ev hanımı yaptığı işin gerçekten fark edildiğini ve takdir edildiğini görerek kendini değerli hisseder.”

Rümeysa DURAK
kaleme aldı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: