Yüce Allah’ın biz insanlara bahşettiği en büyük hediyesi şüphesiz ki “Hidayet”tir.

 

isalam-site

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Allah kime hidâyet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de hidâyetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan başka dostlar bulamazsın. Kıyâmet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız.” (İsrâ, 97)

Rasûlullah (aleyhisselam) buyurdular:

“Ben ancak peygamberim. Hidâyet benim elimde değildir. Hidâyet elimde olsaydı yeryüzündeki herkes îmân ederdi. İblis de ancak kötülüğün süsleyicisidir. Dalâlet onun elinde değildir. Dalâlet onun elinde olsaydı yeryüzündeki herkes dalâlete düşerdi…” (Münâvî, II, 571)

Yüce Allah’ın biz insanlara bahşettiği en büyük hediyesi şüphesiz ki “Hidayet”tir.

Hz. Muhammed (s.a.s) Mekke’de kapı kapı dolaşıyor “Allah’tan başka ilah’ın olmadığına kani olun kurtulun dareyn saadetine nail olun” ile “Allah’tan başka ilahın olmadığına samimiyetle inanın, mükâfatı cennetir” diyordu. İlk dönemde iman edenlerin sayısı oldukça azdı. Bundan dolayı Peygamber efendimiz (sav) kendi muhasebesini yapıyor, iman etmeyen, putlara tapan topluluğun karşısında hüzünleniyordu… Mevlamız Peygamberini, O’nun şahsında da din-i mübin-i İslam’ı tebliğ eden bütün zevatı “Habibim sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğini hidayete erdirir” ayetiyle teselli ediyor, görev ve hizmetten gayenin mutlak hidayet değil, samimi bir tebliğ olduğu vurgulanıyor. (Kasas 28, 56). Allah’ın dinine davetin, hikmetli söz ve mev’iza-i haseneyle yapılması beyan ediliyor.

Bu durumu marifet derecesinde idrak eden yanık sesli Bilal, gayr-i iradi olarak nafile namazlarında cezbeye kapılıyor “Allah” diyor, Azze ve Celle. Huzuru işgal edilen Seyyidina Ömer, Bilal’i yanına alıp Kainatın efendisine Bilal’i şikayet etmek üzere gelir.

– Ya Rasülüllah Bilal’den şikâyetçiyim der, mazeretini beyan eder. Bir bilgiyi tek yönlü almamamızı uygulamasıyla öğreten Peygamberimiz bir de Bilal’i dinleyelim der.

Cevaben “Ya Rasülüllah, Allah sizi son peygamber olarak gönderdi, Habibullah kıldı, bütün nimetleri sizlere lütüf eyledi, ancak birini sizden ihmal etti! Siz Mekke’nin önde gelen Ebu Cehiller’in, amcan Ebu Lehep’lerin müslüman olmasını ne kadar arzularsınız? Ancak gelin görün ki köle Bilal’in kalbi İslam’ın nuruyla nurlanıyor… Kur’ana muhatap kılınıyor. Bugün önde olanlar, yarının en arka gaflet saflarında olacaklar… Mevlama ne kadar şükretsem az” diyor Bilal!

Tufeyl b. Amr, Devs kabilesinin şair reisi, Mekke’ye Hac için gelmişti. Hz. Muhammed kendisine o kadar kötülendi ki kulaklarına pamuk koydu. Bir ara yüz yüze geldi Hazreti Peygamberle, “Bu yüz yalan söyleyemez, kalbin berraklığı yüzüne aksetmiş” duygusuyla – Peygamberimize, topluma anlattıklarını bir de bana anlatır mısın ricasında bulundu. Vahdetin önemini anlatan peygamberimize, biat etti, hidayete yürüdü Tufeyl.

(Beyhan Mehmet, Altınoluk Dergisi, Mayıs-2012)

One response to this post.

  1. Cenâb-ı Hak, gözümüzü açıp kapayıncaya dek, nefsimizle baş başa bırakmasın. Hidayet lütfetmişken, bizi cehaletin karanlığında bırakmasın, kaderimizi rızası yönünde şekillendirsin. Bizleri salih, eşlerimizi saliha, evlatlarımızı itaatkâr eylesin. Ümmet-i Muhammed’e firaset ve basiret lütfetsin.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: